banner18

banner17

Yason Burnu büyülüyor: İhalesi yapıldı, proje başlıyor!

Yason Burnu büyülüyor: İhalesi yapıldı, proje başlıyor!

TOPLU KONUT - Ordu’nun Perşembe ilçesinde bulunan ve birinci derece arkeolojik, ikinci derece doğal sit alanı olan Yason Burnu, Büyükşehir Belediyesinin dokunuşları ile önemli bir çekim merkezi konumuna geliyor. Proje çalışmaları nedeniyle 11 Şubat tarihi itibariyle ziyarete kapatılacak olan Yason Burnu, 26 Mayıs 2020 tarihi itibariyle halkın ihtiyaçlarına cevap veren modern çehresiyle ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.

Yason Burnu için hazırlanan çevre düzenleme projesinde alanın arkeolojik ve doğal yapısı gözetilerek tasarlanan yürüyüş yolları, otopark, WC, büfe ve güvenlik/bilgilendirme binası yer alıyor

Çevre düzenlemesi yapılacak 

Yason Burnu’nun ziyaretçi potansiyeli açısından son derece önemli olduğuna dikkat çeken Büyükşehir Belediyesi Etüt ve Projeler Dairesi Başkanı Tayfun Özdemir, “Sadece Ordu’muzun değil, Türkiye’nin de göz bebeği olan Yason Burnu’nda ciddi bir çalışma başlattık. Bizi çok heyecanlandıran bir proje. Birinci derece arkeolojik, ikinci derece doğal sit alanı olan Yason Burnu’nda çevre düzenleme çalışması yapıyoruz. Çok ciddi turist akını olan bölgede birtakım eksikler söz konusuydu. Birçok sorunu engellemek adına önce projemizi hazırladık, sonra ihalemizi yaptık. 27 Ocak’ta da ilgili firmaya yer teslimini yaptık. Yüklenici firma alanda şantiyesini oluşturuyor. 100-120 gün içerisinde Yason Burnu’nu yeniden halkımızın gözüne ve gönlüne açacağız. Bu zaman içerisinde alanın bir kısmı ziyarete kapalı olacak. Bu süre içerisinde halkımızdan biraz sabır rica ediyoruz” dedi.

Doğal dokuya zarar verilmeyecek

Halkın talepleri doğrultusunda sade ve güzel bir yatırımın hizmete sunulacağını belirten Özdemir, “Yapacağımız çalışma ile alandaki otopark, lavabo, nezih ve temiz mekân eksikliğini gidereceğimiz gibi zeminde de iyileştirmeler yapacağız. Doğal dokuya zarar vermeden proje üretmeye gayret gösterdik. Sade ve güzel bir yatırım hizmete sunulmuş olacak” şeklinde konuştu.

Doğal güzelliği ile Yason Burnu

Yason Burnu, eski Ordu-Samsun karayolu üzerinde olup 10 Ocak 2008'den itibaren turizme açılmıştır.

Yason Burnu kısa sürede yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldi. 

Ordu - Giresun Havalimanına 42 km, Ordu'ya 35 km, Perşembe'ye 20  km. uzaklıkta bulunuyor.

Yason adı, Argonotlar'la beraber burada karaya çıkan Yason’dan kalmıştır.

Burunun alt tarafında 'Panaya' adında eski manastır/kilise vardır. 

Çaytepe sınırları içinde olan yarımada üzerindeki kilisenin adı Jason's Church diye de bilinir.

Bu kilise, 1868`de yörede yaşayan Rumlar ve Gürcüler tarafından yaptırılmış olup, mimarisi gayet özelliklidir.

Yason burnu, esasen çok eski bir yerleşim yeridir. MS 3. yüzyılda Hıristiyanlar, Giresun`da İsa’nın doğumunu kutladıktan sonra buraya gelerek 'Işıklar Bayramına' katılırlarmış.

Bu yarımada, Aronauts'ların İason önderliğinde Altın Post'u arama hikâyelerinin anlatıldığı Argonautica Efsanesiyle de ünlüdür.

Bu efsanenin kahramanları Truvalı olarak kabul edilirler.

Yarımada`nın hemen 300 metre batısında bir de 'Yalancı Yason' denilen yer vardır ki, çok güzel ve oya gibi işlenmiş kıyıya sahiptir.

Bölge antik dönemde bir deniz ticareti merkezi işlevi sürdürmüştür. Burada ve Yason Burnu`nda 4 bin yıllık taşlar yontularak yapılmış balık havuzları bulunmaktadır.

Yüzey araştırmaları kil yatakları ve eski dönemlerde seramik imalatı ve ticaretinin yapıldığını göstermektedir.

Su sporları ve dalgıçlık için çok sayıda turist gelmektedir. Ayrıca definecilerin uğrak yeridir.

Bu şirin yarımada, yılda 320 gün, güneşin doğuş ve batışını seyir imkânı verir.

Ayrıca, yarımadanın kıyıları tamamen deniz kabukları ile adeta süslenmiştir. Buradan Ünye burnu görülebilir.

Zaman içinde iyice yıkılmaya yüz tutan Kilise, eski Ordu Valisi Kemal Yazıcıoğlu`nun 2004 yılında restorasyon çalışmaları ile aslına en uygun biçimde onarılmıştır. Sadece kubbesi Osmanlı tarzıdır.

Yason burnu üzerindeki Rum kilisesi, Karadeniz bölgesinde deniz kenarında olan tek kilisedir

Yason Burnu'nun hikayesi!

Teselya’da, İolkos krallığının başında bulunan Aison, yaşlanıp yorulduğunu hisettiğinde, yönetimi kardeşi Pelias’a bırakır. Aradan yıllar geçer ve Aison’un oğlu İason (Yason) yurduna geri dönüp yönetimi amcasından devralmak ister. Ama, amca buna yanaşmaz. İason’dan kurtulmak istediğinden, ona bir görev verir. İmkansız olarak görünen bu görevi yerine getiremeyeceğini ve gidince bir daha dönemeyeceğini düşünmektedir. “Kolkhis’e (Bu günkü Gürcüstan) git ve ailemize ait olan altın postu geri getir ” der.

Altın postun hikayesi de şöyledir; Ataları olan Boitoia Kralı Athamas, rüzgar – tanrı Ailos’un oğludur. Bulut tanrıçası Nepehele ile evlenir ve bu evliliğinden iki çocuğu olur. Kızı Helle, oğlu Phrixos. Ama tanrı-kral daha sonra Nephele’den ayrılır ve Kadmos’un kızı İno ile evlenir. Çocukların üvey anneleri İno, bir müddet sonra onlardan kurtulmanın yollarını arar ve bulur da. Delphi Tapınağındaki kahine rüşvet vererek, ülkede baş gösteren kuraklık ve kıtlığın, bu iki çocuğun kurban edilmesiyle çözülebileceğini söylemesini ister. Kocası krala da kahine danışması için telkinde bulunur. Kral, kahinin söylediklerine itiraz eder ama, kahin, kadının ısrarıyla, söylediklerinde direnir.

Kral ülkesinin geleceği için çaresiz bunu kabul etmek zorunda kalır. Biri kız biri erkek iki çocuk, kurban edilmeye götürülürler. Tam tören başlayacakken, gökten kanatlı ve altın postlu bir koç iner, iki çocuğu sırtına aldığı gibi tekrar göğe doğru yükselmeye başlar. Koçu gönderen, çocukların gerçek annesi, bulut tanrıçası Nephele’dir. Çocuklara, Kolkhis’e (Bu günkü Gürcüstan) gitmelerini söyler. İki kardeş, Helle (ışık, parlak) ve abisi Phriksos uçmaya başlarlar. Çanakkale Boğazı’na geldiklerinde onları bekleyen trajik bir olay yaşanır. Küçük kızkardeş Helle, koçun sırtından düşer ve Çanakkale’nin derin sularında kaybolur. Abi, ağlar sızlar ama yoluna devam eder. Ve Helle’nin düştüğü yer bundan sonra onun adıyla anılır, “Helle Denizi” anlamında Hellespontos denir. Phriksos, Kolkhis’e ulaştığında, altın postlu koçu Zeus adına kurban olarak keser. Postu da kendisini misafir etmekte olan Kral İetes’e armağan eder. Kral bu değerli armağanı, kutsal ormanda bir ağaca astırır. Koruması içinde başına bir ejderhayı koyar.

Yason, amcasının bu isteği üzerine hazırlıklara başlayıp bir gemi yaptırır ve adını “Argos” koyar. Argos, gemiyi inşa eden ustanın adıdır ve gemi bu isimle anılıp, bu hikaye, “Argonautlar” olarak tarihte yer alır. “Hızlı geminin tayfaları” anlamında söylenir. Gemide tam elli kürekçi vardır. Hepsi de ayrı ayrı birer kahramandırlar. Bu kahramanların bir başka özelliği de, hepsinin Truva’lıların atası olmalarıdır. Kimler yoktur ki bunların içinde, Herakles (Bknz: bu sayfanın “Müzeler” kısmında etraflıca anlatılmıştır), Lirin büyük üstadı Şair Orpheus (Bknz: Bu sayfada “Orpheus” başlığıyla yazıldı), Kastor, Polydeuskes, Amphiaraos bunların en bilinenleridir.

Argonotlar, altın postu almak üzrere Argos’a binip, Kolkhis’e doğru yelken açarlar. Gemi yol üzerindeki değişik adalara uğrar, limanlara yanaşır ve ölümsüz hikayelere konu olan birçok serüven yaşanır.

Argos, bu deniz yolculuğunu başarıyla tamamlar. Güzergahını kısaca söylemek gerekirse, şöyle sıralanabilir; Helenis’tandan yola çıkılıp, Lemnos (Limni) ve Samothrake (Semendirek) Adaları, Çanakkale Boğazı (Hellespontos), Marmara Denizi’nde (Propontis), Kyzikos (Erdek), Mysia (Mudanya), Kios (Gemlik), Khalkedon’dan (Kadıköy) İstanbul Boğazı’na geçerler. Rumeli Kavağı’ndan, Karadeniz’e (Pontos Euksenios) açılırlar. Bütün bu noktalarda da ayrı ayrı maceralar yaşanır. Karadeniz yolculuğu sırasında, Giresun Adası ile Yason Burnu’na çıkarlar. Amazon’ların şehri Themiskyra’da (Terme) konaklarlar. Ve sonunda Kolkhis’e ulaşırlar. Kral Aietes, postu vermemek için onlardan başarılması olanaksız olan işleri yapmalarını ister. Ama bu arada kralın büyücü kızı Prenses Medea, İasson’a aşık olur. Bu yüzden de kahramanlara yardım eder ve altın post ait olduğu yere geri döner, bu sırada gemide Medea da vardır.

Geri dönerlerken, Aietes, onları yakalamak için gemilerle peşlerine düşer. Argos’ta, kendi isteğiyle gelen Aites’in kızı Medea haricinde, kralın oğlu Apsyrtos da vardır. Argos’lular, kralın oğlunu parçalayıp, parçalarını da peşlerinden gelmekte olan Aietes’i oyalamak için denize atarlar. Aietes, oğlunun parçalanmış bedenini toplamak için yavaşlar, bu arada Argos hızlanarak, Helenistan’a geri döner.

İasson ile Medeia, evlenirler. Düğünleri de, Phaiak’ların kralı Alkinoos’un sarayında yapılır. Aradan çok uzun yıllar geçer, mitler okuna okuna, kuşaktan kuşağa yayılır, on dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde, Ordu Perşembe’de, şirin bir koyda yapılan küçük bir kilise bu eski hikayeyi kendisine isim olarak seçer.

Fakat, Yason sahili sadece bu öykülerle sınırlı kalıyor diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu sahil, bir başka ünlü antik çağ eserinde de yer alıyor. Anabasis isimli eserin, altıncı kitabının 1.maddesinde şunlar yazılmıştır; Ertesi gün Yunanlılar gemi ile buradan yola çıktılar ve uygun bir rüzgarla iki gün boyunca ilerlediler. Bu yolculuk esnasında (Argo’nun önünde durmuş olduğu söylenen Yason Dağları’nı ve aşağıda yazılı nehirlerin mansaplarını gördüler, evvela Thermodon’un(Terme Çayı), sonra İris’in(Yeşilırmak), ondan sonra Halys’ın (Kızılırmak) ve nihayet Parthenius’un (Bartın Irmağı)… Bütün bunların önünden geçtikten sonra Heraklia’ya vardılar.

www.toplukonutemlak.com

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2020, 20:21
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hüseyin Özkan
Hüseyin Özkan - 2 ay Önce

İlginç bir haber, habere eklediğiniz hikaye ile de haberi daha çarpıcı hale getirmişsiniz. Tşk.

SIRADAKİ HABER